Köşe Yazıları

Şuayip ÖZCAN
 Kapagan Han
Yaşar YENİÇERİOĞLU
 Birlik İçin Toplantı
Yrd.Doç.Dr. Güllü KARANFİL
 Gagauzlarda KURT ve Adları
Gemer MÜRŞÜTLÜ
 Azerbaycanda Yüksek Eğitim Sistemi: Yapısı,Perspektifleri
Vildan BORMAMBET
 Romanya’da XIV. Türk Dili ve Edebiyatı
Osman EMİN
 Makedonya'da Türküm
Arif MEMMEDLİ
 XX Esrın Facıesı - Hocalı Soykırımı
Melahat MÜRŞÜDLÜ
 Beni Bulunduğum Yerde Defnedin


Duyurular


Uygur Devleti

Son zamanlarda Çin'in zulümleriyle gündemden hiç düşmeyen Uygurlar kimdir? Nerede yaşarlar? Hiç devlet kurmuşlar mıdır? bütün bu konuları enine boyuna ele alarak görmeyen gözlere ışık, duymayan kulaklara ses olmayı yeğledik.

                Uygurların adı ilk defa  717 yılında ki ayaklanmaları sonucu Orhun yazıtlarında belirtilmiş olup, Çin kaynaklarında şahin hızı ile hareket eden, saldıran anlamına gelen uy ve gur ekinin birleşmesi ile ortaya çıktığı bilinmektedir. Yaşadıkları asıl merkezleri Doğu Türkistan olmakla birlikte Asya ve Avrupa'nın çeşitli bölgelerine de göçler yoluyla dağılmaları sonucudur ki, haklarında bir çok kaynakta farklı bilgiler bulunmaktadır.

                Bu nedenledir ki, bazı tarihi kaynaklara göre Uygurların topluluk olarak M.Ö. 3. yüzyılda tarih sahnesine çıktığı, Uygur sözcüğüne ise aç kalmayan, yerleşik yaşayan, katı, uyan ve doyan gibi Türkçe anlamların  verildiği ifadeler yer almaktadır. Uygurların tarih sahnesine çıkışlarıyla ilgili kaynakların yetersizliği nedeniyle daha çok mitolojik bilgilere dayanılmaktadır.

                Bir efsaneye göre Uygurların ilk yerleri Tula ile Selenga arasındadır. Töles boylarının kuzeyinde yaşayan Uygurlar 630 yılında Tula ırmağı boylarına inerler. Göktürk yazıtlarında Dokuz Oğuzlara karşı yapılan seferlerin hepsinde Togubalık adlı bir kentten söz edilmektedir. Uygurlar Kültekin zamanında da Tula kenarlarında yaşıyorlardı. Oğuz Kağan destanında ise gökten inen ışığa inanılmaktadır. Uygurların  doğuş efsanesinin bir başka anlatımına göre de gökten ışık inme yolu ile gebe kalma olayı söz konusudur.

                Uygur Türkleri ilk zamanlar Sarı ırmak nehrinin kuzey kesimlerinden, Tarım nehrinin kuzey kesimlerine kadar olan geniş bir alanda yaşarken, Çinlilerin sürekli baskıları sonucu 3. yüz yılda Moğolistan'ın Selenge bölgesine çekilirler. Orta Asya'da hüküm süren Büyük Hun İmparatorluğuna bağlı federe bir devlet olarak katılırlar. Hun İmparatorluğunun dağılmasıyla imparatorluk Tabgaç hanedanlığının eline geçer, Uygurlarda buraya katılır. Tabgaçlardan sonra ise Orta Asya'nın Göktürklerin eline geçmesiyle Göktürk İmparatorluğunu oluşturan elli Türk boyu arasında Uygurlarda yer alır. Göktürk İmparatorluğunun da bir süre sonra yıkılmasıyla 627 tarihinde Uygur devleti kurulur.

                Uygur devletinin kurucusu Boyla Kağandır. Orhun ırmağının kenarında ki Karabalgasun şehri ise Uygurlar tarafından başkent olarak kabul edilir. Devletin sınırları kuzeyde Yenisey ve Orhun ırmağı, batıda Sayan dağları, doğuda Ordus ve güneyde Kum derya- Hotan ve Kaşkar'a kadardır.  757 yılında Araplarında yardımıyla Uygurlar Çin'e girerek Loyang şehrini fetheder. Bunun üzerine Çin İmparatorluğu Uygurlara vergi ve 2 yüz ton ipek vermeyi kabul ederler.

                Bögü Kağan'ın Çine gittiğinde Mani rahipleriyle tanışması, dönüşünde 4 Mani rahibini ülkesine getirmesi ve bunların etkisinde kalması sonucu, Buda dini yerine Mani'nin resmi devlet dini olmasını istedi. Bunun en önemli nedeni ise Türklerin din açısından Çinlilerle olan ilgisinin kesilmesini sağlamaktı. İkinci neden ise savaşçı bir ruha sahip olan Türklerin Buda dini ile pasifize edilmesinin önüne geçmektir. Böğü Kağan'ın yeğeni  Bağa kağan tarafından öldürüp yerine geçmesinden sonra  Uygur devleti Çine karşı tutumunu değiştirdi. Bağa Kağandan sonra Uygur devletinin başına Külük Bilge ve Kutluk Bilge geçti.

                Kutluk Kağan, Külük Bilge Kağan, Alp Bilge kağan ve Bulmuş Küçlük Bilge Kağan zamanlarında Uygur devleti daha da genişleyerek en güçlü dönemlerini yaşamışlardır. Ancak 620 yılında çıkan iç karışıklar döneminin etkileriyle Kırgızlar Uygur devletine saldırarak Karabalgasun şehrini ele geçirirler. 839 yılında yaşanan büyük kışın getirdiği ekonomik zorluklar sonucu Uygur devleti yıkılır.

                Kansu'nun merkezi Kançu kentini merkez alan Uygur Türkleri burada  yeniden ikinci Uygur devletini kurarlar. Yeni kurulan bu devletin adı tarihe Kançu Uygur devleti olarak geçer. Tang hanedanına karşı ayaklanmaların artığı onuncu yüz yılları başlarında isyancı general adını  Altındağ krallığı koyduğu bağımsız bir devlet kurar. Bu devlete Uygurları da katmak ister. Bunun üzerine yapılan savaşta Altındağ Krallığının egemenliğine son verilerek Uygurların batı kolu da bağımsızlığına kavuşur. Uygurlar bu zaferden sonra yeniden güçlenerek yollarına devam ederler.

                Ancak Uygurların ikinci bağımsız devletlerinin ömrünün fazla uzun olmadığı 940 yılında Kitanların, daha sora 1028 yılında da Tangutların egemenliği altına girerler. Bilahare Cengiz Han Moğol İmparatorluğunu kurunca, Uygurlar da bu imparatorluğun içinde yerlerini alırlar.

                Uygurlar eski Türk lehçelerinden birisi olan Uygurcayı konuşup, günlük yaşamlarında Orhun yazıtlarında kullanılan numara sistemini kullanmaktadırlar. Kültür ve sanata büyük ağırlık vererek önemli eserler meydana getirmişlerdir. Eski Türk kültürünün doğmasına ve kişilik kazanmasında Uygur devletinin önemli bir yeri vardır.

                Bugün bu asil milletin evlatları komünist Çin devletinin zulmü altında inim inim inlemektedir. Çin'in tepkisinden korkan Türkiye ve batı dünyası olaylara seyirci kalarak adete olanların caniliğini teşvik etmektedirler. Üçüncü Uygur devletinin kurulacağı Türk'ün Çin zulmünden kurtulacağı günlerin gelmesi dileklerimle.    

Copyright ©2008 ilbay