Köşe Yazıları

Şuayip ÖZCAN
 Mete Han
Yaşar YENİÇERİOĞLU
 Birlik İçin Toplantı
Yrd.Doç.Dr. Güllü KARANFİL
 Gagauzlarda KURT ve Adları
Gemer MÜRŞÜTLÜ
 Azerbaycanda Yüksek Eğitim Sistemi: Yapısı,Perspektifleri
Vildan BORMAMBET
 Romanya’da XIV. Türk Dili ve Edebiyatı
Osman EMİN
 Makedonya'da Türküm
Arif MEMMEDLİ
 XX Esrın Facıesı - Hocalı Soykırımı
Melahat MÜRŞÜDLÜ
 Beni Bulunduğum Yerde Defnedin


Duyurular


Türklerde Kırlangıç ve Güvercin

                İnsanoğlu var olduğunda tabiatı tanımak için hangi bitkinin veya hayvanın faydalı yada zararlı olduğunu deneme ve yanılma yoluyla bulmuştur. Bilahare kendisini zayıf hissettiği anlarda bunlardan medet umar hale gelmiştir. Bu nedenledir ki tabiatta var olan bir çok şeyi tanrısallaştırmaya kadar götürmüştür. Bu bağlamda kuşlara da önemli bir işlev yüklenmiştir.

                Bizim kültürümüzde de "Kuş" halk hikayelerinden inançlara kadar bir çok folklor ürünü içerisinde farklı anlamlar kazanmıştır. Türk boylarının yaratılış mitlerinde çeşitli kuşlar yer almaktadır.  Yakutların, Yenisey veya Altayların yaratılış mitlerinde kaz, kuğu ve kırlangıç gibi kuşların yer aldığı gibi. Şamanların davullarında kaz, kartal bulunması, Şamanizm inanışında ölen kişinin kuş suretine dönüşmesi gibi inanışların bulunmasıdır.

                Camiü't-Tevarih'te 24 Oğuz boyunun her biri için bir kuşun "ongun" yer aldığı bilinmektedir. Her boyun kendisinin tanınması için bayrağında veya flamalarında farklı bir kuş bulundurduğu da bir gerçektir. Türklerin İslamiyet'i kabulüyle birlikte kuşlar yüceltilmeye devam edilmiştir. Kırlangıç Türkler arasında kutsanan ve değer verilen bir kuştur. Dostluğun ve şefkatin sembolü olarak görülen kırlangıç "insanları kazadan ve beladan kurtaran kuş" olarak ta bilinir. Ayrıca kırlangıç öldürülmez ve yakalanmaz. Ona zarar verenin iflah olmayacağı düşünülür.

                Türkler arasında kırlangıç ve Güvercinle ilgili anlatılanlara bakıldığında, "Nuh tufanı" etrafında şekillenmektedir. "Allah'ın dünyayı kötülüklerden arındırma ve kötüleri cezalandırma amacıyla Nuh peygambere bir gemi yapmasını her türden birer çift gemiye almasını istemesi ve yeryüzünü sularla kaplayarak yalnızca gemidekileri kurtarması Tevrat ve Kur'an-ı Kerimde de anlatılmaktadır. Hayatın yeniden başlaması olarak bildirilmiştir.

                Keçinin kuyruğunun dik olması, kedinin sırtının yere gelmemesi, güvercinin insanlar arasında kutsal kuş kabul edilmesi, kırlangıcın kuyruğunun çatal olması Nuh tufanında meydana gelen olaylar olarak anlatılır. Kırlangıç tufan sonrası insanoğlunu yılanlardan kurtaran kuş olarak da yer alır. Hz Nuh tufan suyunda gemiyle ilerlerken, dünyada hangi varlığın kanının tatlı olduğunu öğrenip gelmesi için karaya önce kargayı gönderir, ancak karga geri dönmez. sonra sineği gönderir, o da geri dönmez. Sonra kırlangıcı gönderir ve kırlangıç geri döner. Nuh peygamberin güvenini kazanır.

                Bir başka efsaneye göre, Hz Nuh'un gemisi delinmiş, deliği yılan tıkamış, ödül olarak da istediği canlının etini yemeye istemiş. Arı bütün etleri tatmış, en tatlı et insan eti demiş. Kırlangıç da insanları kurtarayım derken arının dilini ısırmış. Yılan da buna kızıp kırlangıç'ın kuyruğunu yırtmış. Diğer efsanelere göre de, Kırlangıç ateşi çalmaya kalktığı için Gök Tanrı tarafından bir ok atışıyla kuyruğu parçalamıştır. Başkaca padişahın kızı ile çoban arasında geçen aşka, padişahın kızını çobana layık görmemesi sonucu çobanı bir uçurumdan aşağı yuvarlar. O sırada kızcağız çobana seslenir. Çobanda o anda Allahtan kendisini bir kuşa çevirmesi için dua eder. Sonuçta çoban kırlangıca dönüşür.

                Bazı Türk boyları arasında kırlangıcın çeşitli hastalıkları tedavi ettiği inancıda bulunmaktadır. Örneğin hamile kalmak isteyen kadınlar, kırlangıcın yavrusunu pişirerek yer. İkiz doğum yapmak isteyen kadınlar ise kırlangıcın yavrusunu canlı olarak yutarlar. Kırlangıcın tüyleriyle de bazı hastalıkları tedavi etmekte olduğuna inanılır. Anadolu'da da kırlangıcın özellikle göz hastalıklarını tedavi edici özelliği olduğu söylenir.

                Türklerin sözlü kültür ürünleri ile ritüeller ve inanışlarında sıkça yer alan kuşlardan ikincisi de Güvercindir. Türklerde güvercin "bereket, bolluk, dostluk ve sadakat" timsali olarak kabul edilir. Ayrıca eskilerde güvercinden "haberci" kuş olarak da faydalanılmıştır. Güvercinlerin seslerinin güzelliği ve insanlarla birlikte yaşadıkları için vefalı bir kuş olarak görüp evlerde beslenmektedir. Güvercin, seher vaktinde ötmesi ibadet, insanların baht ve mutluluğu için yapılan duadır. Kuşlar arasında besin değeri yüksek ve eti helal olarak görülen güvercin, halk hekimliğinde tedavi amaçlı olarak da kullanılmaktadır.

                Özellikle zayıflık ve mide rahatsızlıkları gibi hastalıklar için güvercin eti yenilmektedir. Ayrıca romatizma gibi hastalıklar için vücuda güvercin kanı akıtılır. Bazı irinli hastalıklara güvercinin karnı yarılarak sarılır. Başlangıçta Nuh tufanı ile ilişkilendirilen güvercin, sonraki dönemlerde İslam dininin tebliği ve yayılmasında önemli rol alan dini şahsiyetlerle birlikte anılmıştır. Güvercin Nuh tufanında haber veren, barışı simgeleyen ve sadık bir kuş olarak görülmektedir.

                Ahmet Yesevi tarafından Rum diyarına gönderilen Hacı Bektaş-ı Veli, Anadolu'ya güvercin donuna girerek gelir. Güvercinin kafirlerin Hz Muhammet'i yakalanmasına mani olduğu, bu nedenle Müslümanlar onu kutsamıştır.

                Tüm bu nedenler ve daha bir çok efsane nedeniyle bu iki kuş türünün Türklerin sözlü kültürlerinde ve ritüellerinde önemli bir yeri vardır.

Copyright ©2008 ilbay