Köşe Yazıları

Şuayip ÖZCAN
 Şah İsmail
Yaşar YENİÇERİOĞLU
 Birlik İçin Toplantı
Yrd.Doç.Dr. Güllü KARANFİL
 Gagauzlarda KURT ve Adları
Gemer MÜRŞÜTLÜ
 Nevruz - Yeni Gün Türk'ün Ulu Bayramıdır
Vildan BORMAMBET
 Romanya’da XIV. Türk Dili ve Edebiyatı
Osman EMİN
 Makedonya'da Türküm
Arif MEMMEDLİ
 XX Esrın Facıesı - Hocalı Soykırımı
Melahat MÜRŞÜDLÜ
 Beni Bulunduğum Yerde Defnedin


Duyurular


Batı Trakya Türk Cumhuriyeti

               Balkan savaşlarında uğradığımız hezimet sonrası varılan Ayastefanos antlaşması sonucu Balkanlarda kaybettiğimiz topraklarda kalan ve %85'i Türk olan nüfusa karşı yapılan zalimlikler sonucu bir kısım Türk halkı Rodop dağlarına çıkarak zalim Rus güçlerine karşı bir mücadeleye başlarlar.

                Verilen bu mücadele Avrupalıların dikkatlerinden kaçmaz. Yapılan mücadele sonrasında bölgede yaşayan Türk halkı, Balkanların güneyinde Şarki- Rumeli Türk Muvakkat adında Ahmet Ağa Timirski başkanlığında bir hükümet kurarlar. Kurulan hükümet vasıtasıyla Türkler arasındaki birliği sağlayarak, Rus zulmüne dur demek ve Avrupa'nın Rusya'ya baskısını sağlamak hedeflenir.

                Kurulan bu hükümet Paris antlaşmasını imzalamış devletlere bir çağrı yaparak, niçin bu yolu seçtiğimizi araştırın derler. Bizim silaha sarılmamızdaki neden, kendi mal ve can güvenliğimizi korumak maksatlı olup, başkalarına zarar vermek değildir. Bu nedenle Ayastefanos antlaşmasının fes edilerek yeni bir antlaşma yapılması isteğimizden kaynaklanmaktadır.

                Söz konusu antlaşma ile Ruslar ve Bulgarlar topraklarımızı işgal ederek, bizi hükümetsiz bıraktığı gibi mal ve can güvenliğimizi de ortadan kaldırmaya çalışmaktalar. Bu nedenledir ki, Bulgaristan hükümetine meşru hükümet gözüyle bakamayız. Bunlar işgal ettikleri her Türk toprağında kardeşlerimize zulüm etmektedirler.

                Biz Türkler, hükümet kurup zabıtamızı oluşturmakla bölgemizde emniyet ve asayişi sağlamış bulunuyoruz. İdaremiz altında bulunan dört milyon Türk işitilmemiş cinayetlerle ismini kirletmiş ve düşmanımız olan Bulgar hükümetine boyun eğmeyeceğimizi tüm dünya ya haykırıyoruz.

                Ancak Batı Trakya'da 1878 yılında kurulan Şarki- Rumeli Türk Muvakkat hükümeti, 1886 yılına kadar varlığını sürdürebilir. Bilahare Bulgaristan tarafından ilhaka uğrayarak ortadan kalkar. Bundan sora da Türklere yapılan baskıların artarak devam etmesi sonucu 1913 ve 1915 yıllarında Bulgar yönetimine, 1920 yılında ise Yunanistan'a karşı isyanlar yeniden başlar.

                30 Mayıs 1913 yılında "Londra Antlaşması"nın imzalanmasıyla Osmanlı Devletinin hududu Midye- Enez olarak belirlenince Selanik, Güney Makedonya ve Girit Yunanistan'a bırakılırken, Kavala ve tüm Batı Trakya Bulgaristan'a geçer.

                Bölge nüfusunun %85'inin Türk olması  Batı Trakya'nın geleceği konusunda Türk kamuoyunu derin derin düşündürür. Bunun üzerine 19 Ağustos 1913 tarihinde Avrupa Devletleri elçilerine gönderilen bir bilgilendirmeyle birlikte burada yaşayan Türklerin Bulgar zulmüne karşı korumak üzere küçük akıncı birlikleri gönderilir.

                Batı Trakya'ya giden birliklerimiz Eşref  Kuşbaşı'nın emri altında Bulgaristan'da giriştiği mücadelede Koşukavak, Mestanlı ve Kırcaali'yi denetimi altına alır. Ancak bu durum başkomutanlık tarafından onaylanmayarak akıncı birliğine harekatı durdurma emri verilir.

                Tüm bu olanlara rağmen Hurşit Paşa, Enver Bey ve Eşref Kuşcubaşı 22 ağustosta  orta köyde bir toplantı yaparak Batı Trakya'nın tamamının fethedilmesi kararını alırlar.  Alınan karar doğrultusunda burada görev alacak subaylar belirlenerek izinli sayılıp, değişik adlarla harekatı gerçekleştirmek üzere bölgeye gönderilirler.

                Müteakiben Balkanlarda yaşayan Türkler bir araya gelerek 31 Ağustos 1913 yılında Batı Trakya Türk Cumhuriyetini kurarlar. 234 700 nüfuslu bu devletin sınırları doğuda Meriç, batıda Makedonya, kuzeyde Bulgaristan ve güneyde Ege Denizine kadar uzanan bir toprak parçasından oluşmaktadır.

                Kendi bayrağını, devlet marşını, posta pullarını ve 30 000 kişilik savunma gücünü oluşturan devlet,  oluşturduğu bütçesinin yanında pasaport uygulamasına da başlar. Ayrıca Osmanlı devletinin yasa ve tüzüklerini kabul ederek uygulamaya koymasının yanında, resmi haber ajansını kurarak birde Müstakil- İndependen adında gazetede çıkarırlar.

                Batı Trakya Türk Cumhuriyetinin ömrünün çok kısa olmasının bir çok nedenleri bulunmaktadır. Bugün o bölgelerde yaşayan Türklerin halen bir çok haklardan mahrum yaşamalarını yanında eza ve cefaya tabi tutuldukları bilinmektedir. Sözde Avrupa Birliği üyesi olan bu ülkelerde Avrupa'nın bizlerden istediği kıstasların hiç birine uyulmaması da oldukça manidardır.

Copyright ©2008 ilbay